google translate
Turkish to English Turkish to French Turkish to German Turkish to Greek Turkish to Italian Turkish to Japanese Turkish to Russian Turkish to Spanish Turkish to Chinese

mesaj gönder

Makyavel'i Doğru Okumak

İtalyan siyaset filozofu Nicolo Di Bernardo Makyavel 3 Mayıs 1469’da İtalya’da doğdu. Babası orta halli bir hukukçuydu.  Orta derecede öğrenim görmesine rağmen Latince ve Yunancayı iyi öğrenerek kendisini yetiştirdi.  Piedro De Medici’nin Floransa’dan kaçması ve kentteki Medici egemenliğinin[1] bitmesi genç Makyavel’in yıldızını parlattı. Geliri fazla olmadığı için bir memuriyete girmek zorundaydı ve 1498 yılında Floransa Başbakanı’nın, daha doğrusu Floransa'yı yöneten “Onlar Heyeti”nin kâtibi oldu. Böylece birden Floransa'nın ikinci adamı durumuna geldi.  On dört yıl kaldığı bu görevi esnasında kendisine çok güvenildiği için elçi yardımcısı olarak çok seyahatler yaptı, bu vesileyle diğer İtalyan şehirlerini, Fransa, İsviçre ve Almanya'yı bilhassa siyaset yönüyle yakından inceleme fırsatını buldu. [2]




Toskana’nın köklü ailelerinden birine mensup olan Makyavel Floransa Cumhuriyeti’nde önemli diplomatik görevler üstlendi.  İtalya’nın küçük prensliklerine ve bu arada ünlü Cesare Borgia’ya, Fransa’da XII. Louis’nin sarayına, Kutsal Roma Germen İmparatoru Maxmililan’a ve daha başka hükümdarlara elçi olarak gönderildi[3] Makyavel’in görevi 1512’de Fransız askerlerinin ve birleşik güçlerinin İspanya ordusuna mağlup olması ile Medicilerin yeniden yönetime gelişine kadar devam eti.  Sürekli karşısında olduğu Medicilerin yeniden yönetime gelmeleri üzerine tüm görevlerine son verildi hatta ayaklanma hazırlığında görev aldığı gerekçesiyle yargılanıp hapis cezasına bile çarptırıldı. Cezasını evinde ve gözaltında çekmesine karar verilen Makyavel’in siyaset yaşamı da bu şekilde son bulmuş oldu. Siyasetin teorisyenliğine geçiş yapan Makyavel çağının siyasal analizine yöneldi. Siyaset adamlarının davranış biçimlerini ve bu davranışlara yön verecek ilkeleri ve kuralları içeren yazılar yazmaya başladı. [4] ve bunları iki kitapta; Hükümdar (1513) ve Livy Üzerine Konuşmalar’da (1519) topladı.




Hükümdar adlı eser sunuş bölümü ile birlikte 27 bölümden oluşmaktadır. Hükümdarlık çeşitleri ve kazanma yolları,  işgal ve devletleri yönetme şekli, hükümdar ve yeni hükümdarlıklar kazanma şekilleri, sivil hükümdarlık, hükümdarlık türleri, milislerin çeşitleri ve paralı askerler, hükümdarın görevleri Hükümdarların özellikleri ve olması gereken tutumları, dünya işleri ve talihin etkisi gibi bölümler mevcuttur. Aynı zamanda Makyavel’in bir mektubu ve  “Hıristiyan Dinin Eleştirisi” başlıklı bir yazısı da kitabın eklerinde yer almaktadır.




Hükümdar Papalığın izniyle Makyavel’in ölümünden beş yıl sonra yayınlanabilmiştir. Yirmi yıl içinde 25 baskısı yapıldıktan sonra 1959’da Engizisyon tarafından yasaklı kitaplar arasına sokulmuştur.[5]




Makyavel’i tartışmaların odağına yerleştiren yaklaşımı “Amaçlar araçları meşru kılar!”. Bu önermenin günlük dildeki karşılığı, eğer amaçlarımız doğru ise bu amacı gerçekleştirmek için en adi hile ve kaba kuvvete dayanan araçları kullanmamızın dahi meşru olduğudur. Bu sebeple günlük hayatta başarıya ulaşmak için hiçbir ahlaki kısıtlamayı kabul etmeyenlere “Makyavelist” sıfatı yakıştırılır.




Makyavel Hükümdar adlı eserini, kendisini sürgüne gönderen hükümdara bağlılığını bildirmek ve çektiği sıkıntılardan kurtulmak umuduyla yazdığını ifade etmektedir.




“…Ben de yüce efendimize olan bağlılığıma tanıklık edecek bazı şeylerle kendimi tanıtmak istedim… Uzun süre düşündüm ve büyük özen göstererek bu bilgileri küçük bir kitap haline getirdim. Yüce Efendimize bunu sunuyorum… Yüce Efendimiz, bu küçük armağanı kendilerine hangi iyi duygularla sundumsa dilerim ki aynı iyi duygularla karşılar. Dikkatle okuyup incelerse, talihlerinin ve diğer niteliklerin kendilerine vaat ettiği yüksekliğe ulaşmalarını ne kadar istediğimi anlayacaklardır. Ve eğer yüce Efendimiz bu yükseklikten ara sıra aşağılara bakarlarsa kaderimin sürekli ve büyük eziyetini ne kadar haksız olarak çektiğimi göreceklerdir”[6]




Makyavel’in eseri aslında doğrudan devletin sorunlarının ne olduğu ve bunlara ilişkin önerileri kapsamaz. Kitap daha çok hükümdarlara izleyeceği yöntemler hakkındadır ve  geçmişte yaşanan olayları da dikkate alarak Makyavel’in nasihatlerini içeren ders verme üslubuyla yazılmış didaktik bir eserdir.  Örneğin şöyle demektedir Makyavel:




 “Devletlerin tümü ya cumhuriyet ya da hükümdarlık olarak ortaya çıkarlar… Hükümdarlıklar ya soydan geçmedirler ya da yenidirler… Derim ki,


soydan geçme devletlerin elde tutulmasındaki güçlük, yeni devletlerin elde tutulmasındaki güçlüklerden daha azdır… Soydan gelme bir hükümdarın halkını ezmeye pek fazla ihtiyacı yoktur. Bu nedenle daha fazla sevilir…” [7]




Makyavel işgale yönelik fikirlerini da açıklar kitabında:  “Silah gücünüz ne olursa olsun, bir ülkeyi ele geçirmek için o ülke halkının sizden yana olmasına ihtiyaç vardır… Bir ayaklanmadan sonra ikinci kez ele geçirilen ülkenin kaybedilmesi daha güçtür… Daha önce bağımsız yaşama gelenekleri de yoksa işgal edilen devletlerin elde tutulması çok kolaydır. Eski hükümdarın soyunu ortadan kaldırmak yeter. Eski yaşama koşulları korunur ve gelenekler de aynı kalırsa insanlar rahatça yaşayacaklardır”[8]




Farklı kültürlerde olan ülkelerin işgal sorunlarına da değinen Makyavel bu bağlamda Türklerden örnek verir:  “Ancak işgal edilen ülkelerin dil, gelenek ve örgütlenme biçimleri farklı olursa güçlükler çıkmaya başlar. Buralarda tutunmak için büyük bir şansa ve yönetim hünerine sahip olmak gerekir.  İyi ve etkin çarelerden biri de işgal edenlerin gidip o bölgeye yerleşmeleridir. Bu daha güvenilirdir ve sürekli bir egemenlik sağlar. Türkler böyle yaptılar. Yunanistan’a yerleşmeseydiler, bütün önlemlere rağmen orada tutunamazlardı” [9]




Makyavel’in politikacı, ozan, tarihçi ve düşünür kimliğinin yanında aynı zamanda büyük bir yazar olduğu kendi fikirlerine karşı çıkanlar tarafından bile kabul edildi. Yazılarında ifade ettiği görüşleri kısa sürede önce İtalya’da, sonra tüm dünyada büyük ilgi görmeye başladı. Birçok önemli kararda prenslerin kendisine danıştığı bir fikir adamı kimliğine sahip olan Makyavel hayata gözlerini yumduğu 1527 yılın Mayısının son günlerinde Mediciler tarafından yeniden Floransa’ya davet edildi.  Mezarı Santa Crode Kilisesi’ndeki Michel Ange’in yanındadır ve üzerinde “Hiçbir övgü bu adın büyüklüğüne yetişemez” yazısı bulunmaktadır.[10]




Hükümdar’da Makyavel despota klasik siyasi ahlak öğretisini takip etmemesini açık yüreklilikle ve cesaretle tavsiye eder. Kitlelerin erdemsiz, aç gözlü, dar görüşlü ve kendi kendilerini yönetmekten aciz olduğunu düşünen Makyavel, despota, halkı bir arada tutabilmek için kaba güç kullanımını ve hileyi iki önemli yol olarak gösterir. Makyavel’in özellikle kendi dönemi için devrimci sayılan bu görüşleri beraberinde birçok tartışma doğurmuştur.




Örneğin Makyavel’in dini sorgularken kutsallık boyutunu tartışmaz. Dinde bir yücelik, gerçeklik olup olmadığı sorusunun yanıtını da aramaz. Ona göre din devletin genişlemesi ve korunması için bir araçtır. O, dini inançları gevşeyen bir ulusun çok kolay yıkılabileceği fikrini öne sürerken “Dinin ödevi eksik akıllı ulusların akıllarını tamamlamaktır”[11] der. Ona göre devlet kurulması için gerekli şartlarla yaşatılabilir; dine ancak siyasette başarılı olmak için önem verilmelidir. Kilise ahlaki ıstıraplara dayanmayı, ihtirasları boğmayı tavsiye ederek insanları zayıf yapmıştır. [12]Makyavel ulusun politika, bilim ve din açısından kilisenin egemenliğinden tam olarak bağımsız olmasını istemektedir. Ona göre Hıristiyanlık halkın politik etkinliğini kırmakta ve insanları pasifleştirmektedir. Makyavel vatanseverliğe dayanan eski Roma dinini övmekte ve önermektedir. [13] Bu açıdan Makyavel’in Roma Katolik Kilisesi’ne yönelik eleştirisi öncekilerden farklı olarak dinî, ahlaki, metafizik vs. açıdan değildir. Ona göre Roma Katolik Kilisesi, İtalya’yı yönetmede ye terince başarılı olamamıştır. İtalyan devletini güçsüzleştirmiş, parçalanmasına neden olmuştur.




 Makyavel üç türlü yönetim biçimi olduğunu iddia etmektedir. Bunlar monarşik, aristokratik ve halkçı yönetimlerdir. Kötü olan yönetimler de aslında bunlardan türemiştir. Bunlar türedikleri hükümetlere o denli benzerler ki bazen karıştırılmaları bile olasıdır. Makyavel’e göre Monarşi zorbalığa, aristokrasi oligarşiye, demokrasi de başıboşluk haline dönüşebilir. Kurduğu devlete bu üç yönetim tarzından birini seçen bir hükümdarın çok dikkat etmesi gerekir, zira iyi devletin kötü hale dönüşmesinin önlemenin yolu yoktur.[14] Bu yüzden yasa adamları bu üç yönetim biçiminin sadece birini kullanmaktan çekinmişler, her biriyle ortak yanı olan başka yönetim biçimini seçmişlerdir.




Makyavel Hükümdar isimli eserinde aynı zamanda siyasi erk sahiplerine çok radikal önerilerde de bulunmaktadır. Örneğin güçlü bir hükümdarlık için halkın zayıf ve bağımlı olması gerektiğini öğütler kitabında: “Akıllı hükümdar, yurttaşlarını her zaman ve her durumda kendisine muhtaç bırakmalıdır. Onların sürekli olarak bağlılığını sağlayacak tek yol budur.”[15] Hükümdarların gerçekten kudretli bir yönetime sahip olmak istiyorlarsa lejyonerlere ya diğer ülkelerden gelecek destek güçlere bel bağlamaksızın kendi ordularını mutlaka oluşturmaları gerektiğini öne süren Makyavel askeri disipline de dikkat çekerek eğlenceye alem yapmaya düşken hükümdarların kaybetmeye mahkum olduklarını öne sürer.[16] Bir yöneticinin daima iyi olması durumunda mahvolacağını da öne süren Makyavel’e göre hükümdar bir tilki kadar kurnaz ve bir aslan kadar yırtıcı olmalıdır. Hükümdarın hem sevilmesi hem de kendisinden korkulması gerekir. Bunun ikisi bir araya zor geleceğinden korkulan birisi olmak tercih edilir, çünkü bu daha etkilidir. Sadece sevilen biri olmak, insanların kötülük ve fesatlıkları karşısında pek işe yaramaz. Ancak hükümdar, ordusunun başındayken zalim görünmekten çekinmemelidir.




Makyavel, hükümdarın kendisini yerinden edecek olan kusurlardan kaçınması gerektiğini, diğer kusurları için ise fazla tasalanmamasını tavsiye eder. “Çünkü her yönü ile iyice bakılırsa, bazı özellikler meziyet gibi gözükür ama yıkım getirir; bazı özellikler de kusur gibi gözükür ama güvenlik ve esenlik sağlar.”[17] Hatta Makyavel’e göre cimrilik, açgözlülük, gaddarlık, yalancılık, hilekârlık kusurların iktidarı korumak adına iyi olduğunu bile öne sürer. Uyruğunu birlik ve beraberlik içinde tutmak isteyen bir hükümdar merhametsizlikle suçlanmaktan çekinmemelidir. Çünkü bütün bu ülkeyi altüst edecek soygun ve kıyıma yol açacak bir düzensizliğe göz yummaktansa, ibret verici bazı cezalandırmalarda bulunmak daha insanca olacaktır.




Prens’ten altı yıl sonra yazdığı Konuşmalar’da ise Makyavel şöyle demektedir: “ …Eski krallıkların ve cumhuriyetlerin tarihlerinin bize sunduğu şahane örnekleri, kendilerini memleketleri için feda eden kralların, komutanların, yurttaşların ve meclis üyelerinin sergiledikleri erdem ve irfan harikalarını gördüğümüz zaman onları taklitten çok takdir ediyoruz veya o kadar ihmal edilmişler ki,  bu eski erdemden en ufak bir iz bile kalmamış diyoruz… Bir cumhuriyeti kurmak, devletleri devam ettirmek, bir krallığa hükmetmek, bir orduyu örgütlemek, savaşı yönetmek, adalet dağıtmak ve imparatorlukları genişletmek için antik örneklere başvurabilecek ne bir prens, ne bir cumhuriyet, ne bir kumandan, ne de bir yurttaş bulacaksınız”[18]




İki yazı arasındaki farkı farklı yorumlayanlar olmuştur. Kimilerine göre Makyavel çağının ahlaksal kokuşmuşluğu içinde Roma Cumhuriyeti’ni örnek alan bir yönetim kurulamayacağına inanmıştır. Kimilerine göreyse Hükümdar’daki tüm ifadeler aslında ironiktir ve Makyavel bunları despotların karikatürünü çizmek için yazmıştır. [19]




Kimi düşünürlere göre Makyavel l liderlere güç ve sahtekârlık aracılığıyla iktidarı nasıl elde edeceklerini öğrettiği için onun kötülüğün öğretmeni olduğunu belirtirler. Kimi yorumcular ise Makyavel’in sadece siyasal iktidar arayışındaki gerçeği ifade ettiğini belirterek lanetlenmemesi gerektiğini savunurlar. Kimileri ise Makyavel’i modern devletlerin siyasal yapısını ve potansiyelini ilk kez gerçek anlamda kavrayan bir düşünür olarak alkışlarlar




 Jean Jacques Rousseau’ya göre Makyavel aslında yazdıklarında bilhassa olması gerekenin tersini yazmış ve olmaması gerekenden hareketle örnekler vermeyi tercih etmiştir: “Krallara öğretmekte olduğunu savunuyor; oysa gerçekte öğrettiği halktır. Hükümdar cumhuriyetçilere hitap eden bir kitaptır. Hükümdarlara yönetimlerinde başarılı olmaları için ahlak ilkelerine metelik vermemeleri, aldatmada, döneklikte ve iki yüzlülükte usta olmaları önerileri gibi, insana son derece ters düşen, kabul edilmesi olanaksız ifadeler var ki, bunların daha çok tersinin kastedildiği daha doğal geliyor.”[20]




Bertrand Russel’a göre Hükümdar’ı ve Makyavel’in düşünce disiplinini anlamak için kitabın yazıldığı dönemin İtalya’sını iyi analiz etmek gerekir. O yüzyılda sadece birkaç yönetici meşrudur. Papalar bile seçimleri rüşvet ve hileyle kazanmaktaydılar. Başarı elde yöntemleri daha dengeli yıllarda görülenlerle aynı değildi. Çünkü kimse 8. Ve 9. Yüzyıllarda bir adamın bertaraf edilmesine ve niteliksiz sayılmasına yol açan zalimlikler ve hainlikler karşısında dehşete düşmüyordu. [21] Bir diğer mesele birlik sorunuydu. Rönesans Avrupa’sında biri hızla yükselen diğeri de aynı ölçüde gözden düşen iki yapı göze çarpıyordu. Kutsal Roma-German İmparatorluğu ve birleşik Avrupa ideali giderek anlamını yitiriyordu. Yine benzer şekilde Roma’nın cumhuriyetçi mirasına sahip çıkan kent cumhuriyetleri ciddi ölçüde önem kaybına uğramıştı. Fransa-Floransa ya da Floransa-İspanya ilişkisinde olduğu üzere birçok cumhuriyet siyasal bağımsızlığını koruyacak güçten yoksundu. Dahası cumhuriyetçi rejimler gittikçe bozuluyor, cumhuriyet adı altında krallaşan senyörlerin her şeye hakim olduğu ve dayanağı güçlü aileler olan aristokratik idareler ön plana çıkıyordu. Bir de Fransa, İspanya ve İngiltere gibi güçlü karşı örnekler vardı. Bu ülkeler siyasal birliklerini her geçen biraz daha sağlamlaştırmış ve ulusal bir devlet inşasında epey bir yol almışlardı. Makyavel, düşüncelerini yoğuran bu siyasal manzaradan ciddi dersler çıkardı. Bu bağlamda düşünür yükseliş ve düşüş içindeki rejimlerden parçalar alarak kendi ideal formülüne ulaştı.[22]




Siyaset bilimcilerinin çoğuna göre Makyavel, modern siyaset biliminin kurucularındandır. Nitekim Avrupa'da devlet tabirini günümüzdeki anlamıyla ilk defa kullanan da odur. Makyavel sadece bununla kalmamış, devletin kurulması ve korunması yollarını da göstermek suretiyle, teoriden ziyade pratiğe yönelmiştir. Bu sebeple, siyasete satranç oyuncusu gibi baktığı söylenmiştir. Aslında şu veya bu yönetim şeklinin savunucusu olmamıştır. Onu ilgilendiren, toplumda istikrarlı bir birlik ve düzenin varlığıdır. Bu düzenin kurulması ve korunması için yönetenlere despotluk, verilen sözden dönmek gibi bir takım gayrimeşru usuller tavsiye eder gibi görünmektedir. Bu da siyaset tarihinde Makyavelizm denilen ve hilekârlık ve ahlaksızlık anlamına gelen bir tabirin doğmasına sebep olmuştur. Halbuki Makyavel devlet iktidarı için meşruluğun varlığından da bahsetmektedir.[23]




Kimi yorumcular Makyavel’in tavsiye ettiği ikiyüzlülüğün, günümüzde propaganda anlamına geldiğine ve propagandayı iktidarın esas unsurlarından biri konumuna ilk olarak O'nun getirdiğine işaret etmektedirler. Yine aynı yorumcular Makyavel’in hükümdarın verdiği sözlerde durmayabileceğine dair sözlerini ise "hikmet-i hükümet"in gerektirdiği bir ikiyüzlülük olarak nitelendirerek modern bir izah getirmektedirler.[24]












Dipnotlar ve kaynakça






[1] Medici Ailesi 13. ye 17. yüzyıllar arasında Floransa'da (İtalya) yaşamış güçlü ve etkin bir ailedir. Aile üç papa (X. Leo, VII. Clement, XI. Leo), çok sayıda Floransa hükümdarı ve daha sonra Fransa kraliyet mensupları yetiştirmiş, ayrıca İtalyan Rönesansı'nı etkilemiştir.(Kaynak: http://galileo.rice.edu/gal/medici.html)


2 Ekrem Buğra Ekinci, Machiavelli Ve Hukuk Tarihindeki Yeri, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Cilt: 10, Sayı: 1-3, Yıl: 1996, Sayfa: 213-252


3 Mete Tunçay, Batı’da Siyasal Düşünceler Tarihi-2, Teori Yayınları, Ankara 1986, s. 35


4 Sabri Şatır, Başlangıçta Bilgisizlik Ve Korku Vardı, (Düşünmenin Öyküsü), Pan Yayıncılık, İstanbul, 2001, s.225


5 Şatır, a.g.e. , s. 227


6Nicollo Machiavelli, Hükümdar, Çev. Selahattin Bağdatlı, Sosyal Yayınları,  İstanbul 1994,  s.13-14


7Machiavelli, a.g.e., s. 16


8Machiavelli, a.g.e., s.18-19


9Machiavelle, a.g.e., s.20


10Cemil Sena, Filozoflar Ansiklopedisi, 3. Cilt, Remzi Kitabevi, İstanbul 1976, s.331


11Sena, a.g.e, s.331


12Osman Pazarlı, Metinlerle Felsefe  Tarihi, Remzi Kitabevi, İstanbul 1964,  s. 91


13Frank Thilly, Çağdaş Felsefe (Felsefenin Öyküsü) İzdüşüm Yayınları, İstanbul 2002, s. 20-21


14Gaston Bouthol, Politika Sanatı, Cem Yayınları Kültür Dizisi, İstanbul 1997, s. 62


15 Machiavelle, a.g.e, s. 50


16 Machiavelle, a.g.e., s.74


17Machivelle, a.g.e,  s. 78


18 Şatır, a.g.e, s. 227


19Şatır, a.g.e.,  s. 227


20Şatır, a.g.e.,  s.227


21Bertrand Russel, Batı Felsefesi Tarihi, Say Kitap Pazarlama, İstanbul, 1983, s. 485


22Armağan Öztürk, Machiavelli Düşüncesinde Cumhuriyetçi Özgürlük Ve Kurucu Lider İmgesi, Ankara Ünv. SBF Dergisi, Cilt 68, No:2, Ankara 2013, s. 185


23 Ekinci,  a. g. m


24 Ekinci, a.g.m